cesim

كَانَ هُنَاكَ نُصُبٌ تَذْكَارِيٌّ ضَخْمٌ يَرْتَفِعُ عِنْدَ مَدْخَلِ الْمَدِينَةِ.

Şehrin girişinde cesim bir anıt yükseliyordu.

رَأَيْنَا حُوتًا كَبِيرًا فِي الْمُحِيطِ.

Okyanusta cesim bir balina gördük.

وَقَعَ دَمَارٌ هَائِلٌ فِي الزِّلْزَالِ.

Depremde cesim bir yıkım yaşandı.

İlişkili Kelimeler