حَاوَلَ النَّاسُ فِي مَكَانِ الحَادِثِ مُسَاعَدَةَ الجَرْحَى بِشَجَاعَةٍ.
Olay yerindeki insanlar, yaralılara cesurca yardım etmeye çalıştılar.
حَاوَلَ النَّاسُ فِي مَكَانِ الحَادِثِ مُسَاعَدَةَ الجَرْحَى بِشَجَاعَةٍ.
Olay yerindeki insanlar, yaralılara cesurca yardım etmeye çalıştılar.
تَسَلَّقَ المُتَسَلِّقُ القِمَّةَ بِإِقْدَامٍ لِلْوُصُولِ إِلَيْهَا.
Dağcı, zirveye ulaşmak için cesurca tırmandı.
تَنَاوَلَ الفَنَّانُ مَوْضُوعَاتٍ مُخْتَلِفَةً بِجُرْأَةٍ فِي مَعْرِضِهِ الجَدِيدِ.
Sanatçı, yeni sergisinde cesurca farklı temaları ele aldı.
بِكُلِّ شَجَاعَة