cilve

طَلَبَتِ الْمَرْأَةُ هَدِيَّةً مِنْ زَوْجِهَا عَنْ طَرِيقِ الدَّلَالِ.

Kadın, eşine cilve yaparak ondan bir hediye istedi.

كَانَتِ الْفَتَاةُ تُحَاوِلُ جَذْبَ انْتِبَاهِ الْوَلَدِ الَّذِي تُحِبُّهُ عَنْ طَرِيقِ الْغَنَجِ.

Genç kız, sevdiği çocuğa cilve yaparak dikkatini çekmeye çalışıyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler