كَانَ الطِّفْلُ يُدَلَّلُ عَلَى أُمِّهِ.
Çocuk annesine karşı işve yapıyordu.
كَانَ الطِّفْلُ يُدَلَّلُ عَلَى أُمِّهِ.
Çocuk annesine karşı işve yapıyordu.
كَانَتِ الْمَرْأَةُ تَتَغَنَّجُ لِإِثَارَةِ إِعْجَابِ الرَّجُلِ.
Kadın, erkeği etkilemek için işve yapıyordu.
كَانَ إِغْرَاؤُهُ يُؤَثِّرُ عَلَى الْجَمِيعِ.
Onun işvesi herkesi etkiliyordu.