أَوْرَاقُ الشَّجَرَةِ مُتَسَاقِطَةٌ فِي الخَرِيفِ.
Sonbaharda ağacın yaprakları dökülüdür.
أَوْرَاقُ الشَّجَرَةِ مُتَسَاقِطَةٌ فِي الخَرِيفِ.
Sonbaharda ağacın yaprakları dökülüdür.
بَعْدَ الزِّلْزَالِ، كَانَتْ جُدْرَانُ الْمَنْزِلِ فِي حَالَةٍ مُتَنَاثِرَةٍ.
Depremden sonra, evin duvarları dökülü bir haldeydi.