عَدُوّ — أَعْدَاء
كَانَ جُنُودُ الْعَدُوِّ فِي كُلِّ مَكَانٍ فِي الْحَرْبِ.
Savaşta düşman askerleri her yerdeydi.
كَانَ جُنُودُ الْعَدُوِّ فِي كُلِّ مَكَانٍ فِي الْحَرْبِ.
Savaşta düşman askerleri her yerdeydi.
فِي هَذَا النِّزَاعِ، أَصْبَحَ الطَّرَفَانِ خَصْمَيْنِ لِبَعْضِهِمَا الْبَعْضِ.
Bu anlaşmazlıkta iki taraf da birbirinin düşmanı oldu.
التَّدْخِينُ هُوَ أَكْبَرُ مُنَاوِئٍ لِلصِّحَّةِ.
Sigara sağlığın en büyük düşmanıdır.
غَرِيم، مُخَاصِم، بَاغِض، كَاشِح، شَانِئ