خَصْم — خُصُوم
اضطررت لمواجهة خصمي في المحكمة.
Mahkemede hasmımla yüzleşmek zorunda kaldım.
اضطررت لمواجهة خصمي في المحكمة.
Mahkemede hasmımla yüzleşmek zorunda kaldım.
غالبا ما يهاجم الأعداء في السياسة بعضهم البعض بلا رحمة.
Politikadaki hasımlar genellikle birbirlerine acımasızca saldırırlar.
لدينا منافسون أقوياء جدا في هذا السباق.
Bu yarışta çok güçlü hasımlarımız var.
يحاول معارضو المشروع منع تنفيذ الخطة.
Projenin hasımları, planın uygulanmasını engellemeye çalışıyorlar.