dürbünlü

إِنَّهُ يَلْتَقِطُ صُوَرًا لِلطُّيُورِ بِكَامِيرَا مُزَوَّدَةٍ بِمِنْظَارٍ.

Dürbünlü bir fotoğraf makinesiyle kuşların fotoğraflarını çekiyor.

كَانَ الرَّجُلُ الَّذِي يَحْمِلُ مِنْظَارًا يُشَاهِدُ السُّفُنَ عَلَى الشَّاطِئِ.

Dürbünlü adam, sahildeki gemileri izliyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler