خَتْم — أَخْتَام
تَمَّ وَضْعُ خَتْمٍ رَسْمِيٍّ عَلَى المُسْتَنَدَاتِ.
Evrakların üzerine resmi bir damga vuruldu.
تَمَّ وَضْعُ خَتْمٍ رَسْمِيٍّ عَلَى المُسْتَنَدَاتِ.
Evrakların üzerine resmi bir damga vuruldu.
تَرَكَ هَذَا الْحَدَثُ طَابِعَهُ عَلَى تَارِيخِ الْبِلَادِ.
Bu olay ülke tarihine kendi damgasını vurdu.
أَصْبَحَ هَذَا الحَدَثُ وَصْمَةَ عَارٍ بِالنِّسْبَةِ لَهُ.
Bu olay onun için bir damga oldu.
بَصْمَة، مَارْكَة، وَصْمَة، دَمْغَة، مِيسَم