الْأَمْرَاضُ الَّتِي تَنْتَشِرُ عَنْ طَرِيقِ الْقُطَيْرَاتِ فِي الْهَوَاءِ خَطِيرَةٌ لِلْغَايَةِ.
Havadaki damlacıklar yoluyla yayılan hastalıklar çok tehlikelidir.
الْأَمْرَاضُ الَّتِي تَنْتَشِرُ عَنْ طَرِيقِ الْقُطَيْرَاتِ فِي الْهَوَاءِ خَطِيرَةٌ لِلْغَايَةِ.
Havadaki damlacıklar yoluyla yayılan hastalıklar çok tehlikelidir.
كَانَتْ كُلُّ نُقَيْطَةٍ عَلَى الزُّجَاجِ تَتَلَأْلَأُ فِي ضَوْءِ الشَّمْسِ.
Camdaki her damlacık güneş ışığında parlıyordu.
كَانَ الرَّذَاذُ الْقَادِمُ مِنَ الْبَحْرِ يَمْنَحُ وُجُوهَنَا بُرُودَةً.
Denizden gelen damlacıklar yüzümüze serinlik veriyordu.
Ayrıca: قَطْرَةٌ صَغِيرَةٌ
قَطْرَة