جَعَلَ ضِيقُ الْغُرْفَةِ الْحَرَكَةَ صَعْبَةً.
Odanın darlığı, hareket etmeyi zorlaştırıyordu.
جَعَلَ ضِيقُ الْغُرْفَةِ الْحَرَكَةَ صَعْبَةً.
Odanın darlığı, hareket etmeyi zorlaştırıyordu.
يَجِبُ أَنْ نَدْعَمَ بَعْضُنَا الْبَعْضَ فِي أَوْقَاتِ الْعَوَزِ.
Darlık zamanlarında birbirimize destek olmalıyız.
يُؤَثِّرُ شُحُّ الْمِيَاهِ سَلْبًا عَلَى الْحَيَاةِ فِي الْمِنْطَقَةِ.
Su darlığı, bölgedeki yaşamı olumsuz etkiliyor.
Ayrıca: ضَائِقَة
ضَنْك