هَذِهِ الطَّاوِلَةُ غَيْرُ مَتِينَةٍ لِلْغَايَةِ، يَجِبُ أَلَّا تَضَعَ عَلَيْهَا شَيْئًا ثَقِيلًا.
Bu masa çok dayanıksız, üzerine ağır bir şey koymamalısın.
هَذِهِ الطَّاوِلَةُ غَيْرُ مَتِينَةٍ لِلْغَايَةِ، يَجِبُ أَلَّا تَضَعَ عَلَيْهَا شَيْئًا ثَقِيلًا.
Bu masa çok dayanıksız, üzerine ağır bir şey koymamalısın.
يَجِبُ عَدَمُ ارْتِدَاءِ هَذَا الْقُمَاشِ فِي الْمَطَرِ لِأَنَّهُ غَيْرُ مُقَاوِمٍ لِلْمَاءِ.
Bu kumaş, suya karşı dayanıksız olduğu için yağmurda giyilmemeli.
هَذِهِ الْمَزْهَرِيَّةُ هَشَّةٌ لِلْغَايَةِ، يُمْكِنُ أَنْ تَنْكَسِرَ بِسُهُولَةٍ.
Bu vazo çok dayanıksız, kolayca kırılabilir.
رَكِيك، مُتَهَلْهِل