değinmek

سَيَكُونُ كَافِيًا أَنْ تَذْكُرَ هَذِهِ الْمُشْكِلَةَ بِإِيجَازٍ فِي تَقْرِيرِكَ.

Raporunda bu soruna kısaca değinmek yeterli olacaktır.

أَرَادَ الْمُتَحَدِّثُ أَنْ يَتَطَرَّقَ إِلَى مَوَاضِيعَ مُهِمَّةٍ فِي عَرْضِهِ.

Konuşmacı, sunumunda önemli konulara değinmek istedi.

لَمْ يَتَرَدَّدِ الْكَاتِبُ فِي الْإِشَارَةِ إِلَى الْأَحْدَاثِ التَّارِيخِيَّةِ فِي رِوَايَتِهِ.

Yazar, romanında tarihi olaylara değinmekten çekinmedi.

Ayrıca: لَمَّحَ إِلَى

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler