defnetmek

أَرَادَتْ عَائِلَتُهُ دَفْنَهُ فِي مَقْبَرَةِ الْعَائِلَةِ فِي الْقَرْيَةِ.

Ailesi, onu köydeki aile mezarlığına defnetmek istedi.

تَمَّتِ الِاسْتِعْدَادَاتُ لِدَفْنِ الْجُثَّةِ فِي التُّرَابِ فِي حَفْلٍ.

Cenazeyi, törenle toprağa defnetmek için hazırlıklar yapıldı.

İlişkili Kelimeler