دَفَنَ الْكَلْبُ عَظْمَهُ فِي الْحَدِيقَةِ وَغَطَّاهُ بِالتُّرَابِ.
Köpek, bahçeye kemiğini gömdü ve üzerini toprakla örttü.
دَفَنَ الْكَلْبُ عَظْمَهُ فِي الْحَدِيقَةِ وَغَطَّاهُ بِالتُّرَابِ.
Köpek, bahçeye kemiğini gömdü ve üzerini toprakla örttü.
طَمَرَ الِانْهِيَارُ الأَرْضِيُّ جُزْءًا مِنَ القَرْيَةِ تَحْتَ الأَرْضِ.
Heyelan, köyün bir kısmını toprak altında gömdü.
قَامَتِ الْعَائِلَةُ الَّتِي فَقَدَتْ أَحِبَّاءَهَا بِمُوَارَاةِ الْجُثْمَانِ الثَّرَى أَمْسِ.
Yakınlarını kaybeden aile, cenazeyi dün toprağa gömdü.
جَنَّزَ