dehşet

أَثَّرَ رُعْبُ الْحَرْبِ بِعُمْقٍ فِي حَيَاةِ النَّاسِ.

Savaşın dehşeti, insanların hayatlarını derinden etkiledi.

صَدَمَ الذُّعْرُ الَّذِي سَادَ مَكَانَ الْحَادِثِ الْجَمِيعَ.

Kaza sonrası olay yerindeki dehşet, herkesi şoke etti.

هَوْل — أَهْوَال

شَعَرْتُ بِهَوْلٍ كَبِيرٍ عِنْدَمَا رَأَيْتُ حَجْمَ الدَّمَارِ الَّذِي خَلَّفَهُ الزِّلْزَالُ.

Depremin bıraktığı yıkımın büyüklüğünü görünce büyük bir dehşet hissettim.

Ayrıca: فَزَع

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler