dercetmek

أَدْرَجَ الْكَاتِبُ الْمَعْلُومَاتِ الْجَدِيدَةَ فِي كِتَابِهِ.

Yazar, yeni bilgileri kitabına dercetti.

دَوَّنَ الطَّالِبُ مُلَاحَظَاتِ الدَّرْسِ فِي دَفْتَرِهِ.

Öğrenci, ders notlarını defterine dercetti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler