derken

كُنْتُ أُحَضِّرُ قَهْوَتِي، وَفِي هَذِهِ الْأَثْنَاءِ دَقَّ الْبَابَ.

Ben kahvemi hazırlıyordum, derken kapı çaldı.

كُنْتُ أَقْرَأُ الْكِتَابَ، وَإِذَا بِي أَغْفُو.

Kitabı okuyordum, derken uyuyakalmışım.

كُنْتُ أَسِيرُ فِي الطَّرِيقِ، وَفَجْأَةً مَرَّتْ سَيَّارَةٌ بِجَانِبِنَا بِسُرْعَةٍ.

Yolda yürüyordum, derken bir araba hızla yanımızdan geçti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler