derlemek

جَمَعَ الْبَاحِثُ الْأَسَاطِيرَ فِي الْمِنْطَقَةِ وَأَنْشَأَ كِتَابًا.

Araştırmacı, bölgedeki efsaneleri derleyerek bir kitap oluşturdu.

ذَهَبَ الصَّحَفِيُّ إِلَى مَكَانِ الْحَادِثِ لِجَمْعِ الْمَعْلُومَاتِ الْمُتَعَلِّقَةِ بِالْحَادِثِ.

Gazeteci, olayla ilgili bilgileri derlemek için sahaya gitti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler