كَانَتْ هُنَاكَ شُجَيْرَةٌ شَائِكَةٌ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede dikenli bir çalı vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ شُجَيْرَةٌ شَائِكَةٌ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede dikenli bir çalı vardı.
مِنْطَقَةٌ مُحَاطَةٌ بِأَسْلَاكٍ شَائِكَةٍ.
Dikenli tellerle çevrili bir alan.
شَوْكِيّ