كَانَتْ عَائِشَةُ، أَجْمَلُ حَسْنَاءَ فِي الْقَرْيَةِ، هِيَ الَّتِي يَنْظُرُ إِلَيْهَا الْجَمِيعُ بِإِعْجَابٍ.
Köyün en güzel dilberi, herkesin hayranlıkla baktığı Ayşe'ydi.
كَانَتْ عَائِشَةُ، أَجْمَلُ حَسْنَاءَ فِي الْقَرْيَةِ، هِيَ الَّتِي يَنْظُرُ إِلَيْهَا الْجَمِيعُ بِإِعْجَابٍ.
Köyün en güzel dilberi, herkesin hayranlıkla baktığı Ayşe'ydi.
كَانَتْ جَمِيلَةً مَشْهُورَةً لَيْسَ فَقَطْ بِجَمَالِهَا وَلَكِنْ أَيْضًا بِذَكَائِهَا.
O, sadece güzelliğiyle değil, aynı zamanda zekasıyla da dillere destan bir dilberdi.
مَعَ حُلُولِ الرَّبِيعِ، تَفَتَّحَتْ كُلُّ زَهْرَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ كَفَاتِنَةٍ.
Baharın gelişiyle birlikte, parktaki her çiçek bir dilber gibi açmıştı.