تُشَكِّلُ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ مُعْضِلَةً خَطِيرَةً لِلْحُكُومَةِ يَجِبُ حَلُّهَا.
Ekonomik kriz, hükümet için çözülmesi gereken ciddi bir dilemma oluşturuyor.
تُشَكِّلُ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ مُعْضِلَةً خَطِيرَةً لِلْحُكُومَةِ يَجِبُ حَلُّهَا.
Ekonomik kriz, hükümet için çözülmesi gereken ciddi bir dilemma oluşturuyor.
أُوَاجِهُ مَأْزِقًا كَبِيرًا بَيْنَ عَرْضِ الْعَمَلِ الْجَدِيدِ وَوَظِيفَتِي الْحَالِيَّةِ، وَأَجِدُ صُعُوبَةً فِي اتِّخَاذِ الْقَرَارِ.
Yeni iş teklifi ve mevcut işim arasında büyük bir dilemma yaşıyorum, karar vermekte zorlanıyorum.