diremek

دَعَمَ الْبُسْتَانِيُّ الشَّجَرَةَ الصَّغِيرَةَ بِوَتَدٍ لِحِمَايَتِهَا مِنَ الرِّيَاحِ.

Bahçıvan, genç ağacı rüzgardan korumak için bir kazıkla diredi.

ثَبَّتَ العَامِلُ اللَّوْحَةَ عَلَى الحَائِطِ.

İşçi tabelayı duvara sabitledi.

أَصَرَّ أَخِي عَلَى رَأْيِهِ رَغْمَ النِّقَاشِ.

Kardeşim tartışmaya rağmen fikrinde diretti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler