أَبْهَرَ الْفَنَّانُ الْجَمِيعَ بِمَوْهِبَتِهِ فِي الِارْتِجَالِ عَلَى الْمَسْرَحِ.
Sanatçı, sahnede doğaç yeteneğiyle herkesi büyüledi.
أَبْهَرَ الْفَنَّانُ الْجَمِيعَ بِمَوْهِبَتِهِ فِي الِارْتِجَالِ عَلَى الْمَسْرَحِ.
Sanatçı, sahnede doğaç yeteneğiyle herkesi büyüledi.
الْبَدِيهَةُ هِيَ أَفْكَارٌ إِبْدَاعِيَّةٌ تَتَبَادَرُ إِلَى الذِّهْنِ عَلَى الْفَوْرِ.
Doğaç, anında akla gelen yaratıcı fikirlerdir.
يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ الْحَدِيثُ التِّلْقَائِيُّ أَكْثَرَ صِدْقًا مِنْ نَصٍّ مُعَدٍّ مُسْبَقًا.
Doğaç bir konuşma, önceden hazırlanmış bir metinden daha samimi olabilir.