يَتَطَلَّبُ الِارْتِجَالُ فِي الْمَسْرَحِ مِنَ الْمُمَثِّلِينَ اسْتِخْدَامَ إِبْدَاعِهِمْ عَلَى الْفَوْرِ.
Tiyatroda doğaçlama, oyuncuların anında yaratıcılıklarını kullanmalarını gerektirir.
يَتَطَلَّبُ الِارْتِجَالُ فِي الْمَسْرَحِ مِنَ الْمُمَثِّلِينَ اسْتِخْدَامَ إِبْدَاعِهِمْ عَلَى الْفَوْرِ.
Tiyatroda doğaçlama, oyuncuların anında yaratıcılıklarını kullanmalarını gerektirir.
يُمْكِنُ لِحَدِيثٍ تِلْقَائِيٍّ أَنْ يَخْلُقَ رَابِطَةً أَقْوَى مَعَ الْمُسْتَمِعِينَ.
Doğaçlama bir konuşma, dinleyicilerle daha güçlü bir bağ kurabilir.
كَانَ كَلَامُهُ ارْتِجَالِيًّا دُونَ إِعْدَادٍ مُسْبَقٍ.
Konuşması, önceden hazırlanmamış doğaçlama bir konuşmaydı.
اِرْتِجَالِيّ، مُرْتَجَل، بِالسَّلِيقَة