dolambaç

كَانَتْ مُنْعَطَفَاتُ الطَّرِيقِ تُتْعِبُ السَّائِقَ.

Yolun dolambaçları sürücüyü yoruyordu.

كَانَتِ الْتِوَاءَاتُ النَّهْرِ تُقَدِّمُ مَنَاظِرَ جَمِيلَةً جِدًّا.

Nehrin dolambaçları çok güzel manzaralar sunuyordu.

هَذِهِ الشَّوَارِعُ مِثْلُ الْمَتَاهَةِ، مِنَ السَّهْلِ جِدًّا أَنْ تَضِيعَ.

Bu sokaklar dolambaç gibi, kaybolmak çok kolay.

İlişkili Kelimeler