dolgunluk

الِامْتِلَاءُ فِي وَجْهِهَا يُعْطِيهَا مَظْهَرًا شَابًّا.

Yüzündeki dolgunluk ona genç bir görünüm veriyor.

اكْتِنَازُ شَفَتَيْهَا جَذَّابٌ لِلْغَايَةِ.

Dudaklarının dolgunluğu çok çekici.

كَانَتْ مُنْزَعِجَةً مِنْ سِمْنَةِ جَسَدِهَا.

Vücudundaki dolgunluktan rahatsızdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler