اللَّوْنُ الذَّهَبِيُّ يَبْدُو أَنِيقًا جِدًّا، خَاصَّةً فِي الْمُجَوْهَرَاتِ.
Dore rengi, özellikle mücevherlerde çok şık durur.
اللَّوْنُ الذَّهَبِيُّ يَبْدُو أَنِيقًا جِدًّا، خَاصَّةً فِي الْمُجَوْهَرَاتِ.
Dore rengi, özellikle mücevherlerde çok şık durur.
أُخَطِّطُ لِارْتِدَاءِ فُسْتَانٍ بِلَوْنِ الذَّهَبِ.
Dore bir elbise giymeyi planlıyorum.
حَضَرْتُ الْحَفْلَةَ بِأَحْذِيَةٍ ذَهَبِيَّةٍ.
Dore ayakkabılarla partiye katıldı.