قِمَّة — قِمَم
كَانَ تَسَلُّقُ قِمَّةِ الْجَبَلِ مُهِمَّةً صَعْبَةً لِلْغَايَةِ.
Dağın doruğuna tırmanmak çok zorlu bir işti.
كَانَ تَسَلُّقُ قِمَّةِ الْجَبَلِ مُهِمَّةً صَعْبَةً لِلْغَايَةِ.
Dağın doruğuna tırmanmak çok zorlu bir işti.
وَصَلَ الْفَنَّانُ إِلَى ذِرْوَةِ حَيَاتِهِ الْمِهْنِيَّةِ.
Sanatçı kariyerinin doruğuna ulaştı.
كُنْتُ فِي أَوْجِ السَّعَادَةِ.
Mutluluğun doruğundaydım.
قُنَّة