emsal

سَابِقَة — سَوَابِق

هَذِهِ الْقَضِيَّةُ تُمَثِّلُ سَابِقَةً قَانُونِيَّةً مُهِمَّةً فِي تَارِيخِ الْمَحَاكِمِ.

Bu dava, mahkemeler tarihinde önemli bir hukuki emsal teşkil ediyor.

نَظِير — نُظَرَاء

لَيْسَ لِهَذَا الْمُصَوِّرِ نَظِيرٌ فِي الْمَدِينَةِ.

Bu fotoğrafçının şehirde emsali yok.

لَا يُوجَدُ مَثِيلٌ لِهَذِهِ السَّيَّارَةِ فِي السُّوقِ.

Bu arabanın emsali piyasada bulunmuyor.

Ayrıca: شَبِيه

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler