تَشَكَّلَ قَوْسُ قُزَحَ مَعَ تَدَفُّقِ الْمَاءِ، كَانَ هَذَا جَمِيلاً جِدّاً.
Suyun fışkırmasıyla birlikte gökkuşağı oluştu, bu çok güzeldi.
تَشَكَّلَ قَوْسُ قُزَحَ مَعَ تَدَفُّقِ الْمَاءِ، كَانَ هَذَا جَمِيلاً جِدّاً.
Suyun fışkırmasıyla birlikte gökkuşağı oluştu, bu çok güzeldi.
نَشَرَ الِانْبِثَاقُ عَلَى سَطْحِ الشَّمْسِ كَمِّيَّةً كَبِيرَةً مِنَ الطَّاقَةِ فِي الْفَضَاءِ.
Güneş yüzeyindeki fışkırma, uzaya büyük miktarda enerji yaydı.
ثَوَرَان، دَفْق، إِنْبِثَاق، إِرْشَاش، إِنْدِفَاق، اِنْبِجَاس، اِنْدِفَاق