الطَّقْسُ عَاصِفٌ لِلْغَايَةِ الْيَوْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْخُرُوجُ خَطِيرًا.
Bugün hava çok fırtınalı, dışarı çıkmak tehlikeli olabilir.
الطَّقْسُ عَاصِفٌ لِلْغَايَةِ الْيَوْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْخُرُوجُ خَطِيرًا.
Bugün hava çok fırtınalı, dışarı çıkmak tehlikeli olabilir.
عَاشُوا عَلَاقَةً مُضْطَرِبَةً وَانْفَصَلُوا فِي النِّهَايَةِ.
Fırtınalı bir ilişki yaşadılar ve sonunda ayrıldılar.
كَانَ الْبَحْرُ هَائِجًا لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّ السَّفِينَةَ اضْطُرَّتْ إِلَى الْعَوْدَةِ إِلَى الْمِينَاءِ.
Deniz çok fırtınalı olduğu için gemi limana geri dönmek zorunda kaldı.
مُتَلَاطِم، مُلَجَّج