هَذِهِ مَوْهِبَةٌ فِطْرِيَّةٌ لَدَيْهِ.
Bu onun fıtri bir yeteneği.
هَذِهِ مَوْهِبَةٌ فِطْرِيَّةٌ لَدَيْهِ.
Bu onun fıtri bir yeteneği.
مِنَ الْمُهِمِّ إِظْهَارُ سُلُوكِيَّاتٍ طَبِيعِيَّةٍ.
Fıtri davranışlar sergilemek önemlidir.
لَدَى الْأُمَّهَاتِ حُبٌّ غَرِيزِيٌّ لِأَطْفَالِهِنَّ.
Annelerin çocuklarına karşı fıtri bir sevgisi vardır.
خِلْقِيّ