fak

فَخّ — فُخُوخ

نَصَبَ الصَّيَّادُ فَخًّا فِي الْغَابَةِ لِاصْطِيَادِ الْحَيَوَانَاتِ.

Avcı, ormanda hayvanları yakalamak için bir fak kurdu.

مِصْيَدَة — مَصَايِد

حَاوَلَ الْعَدُوُّ جَرَّ جُنُودِنَا إِلَى مَصِيدَةٍ.

Düşman, askerlerimizi bir fak içine çekmeye çalıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler