fakir

يَعِيشُ عَدَدٌ كَبِيرٌ مِنَ الْفُقَرَاءِ فِي هَذِهِ الْمَدِينَةِ.

Bu şehirde çok sayıda fakir insan yaşıyor.

إِنَّهُ يَأْتِي مِنْ عَائِلَةٍ مِسْكِينَةٍ لِلْغَايَةِ.

O, çok fakir bir aileden geliyor.

يَجِدُ الْمُعْدَمُونَ صُعُوبَةً فِي تَلْبِيَةِ احْتِيَاجَاتِهِمُ الْأَسَاسِيَّةِ.

Fakir insanlar, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorlar.

İlişkili Kelimeler