ferağ

قَرَّرَتِ الشَّرِكَةُ التَّخَلِّيَ عَنْ هَذَا الْمَشْرُوعِ لِأَنَّهُ كَانَ مَحْفُوفًا بِالْمَخَاطِرِ.

Şirket, bu projeden ferağ etme kararı aldı, çünkü çok riskliydi.

تَمَّ التَّنَازُلُ عَنِ الْعَقَارِ بِحُضُورِ كَاتِبِ الْعَدْلِ.

Mülkün ferağı, noter huzurunda gerçekleştirildi.

قَرَّرَ تَرْكَ السِّيَاسَةِ وَالتَّقَاعُدَ.

O, siyasetten ferağ ederek emekli olmaya karar verdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler