ferahlık

الْمَشْيُ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ يُعْطِي الْإِنْسَانَ انْتِعَاشًا.

Deniz kenarında yürümek insana ferahlık verir.

هَذِهِ الْغُرْفَةُ تُعْطِي شُعُورًا بِالرَّاحَةِ لِلْإِنْسَانِ.

Bu oda insana ferahlık hissi veriyor.

أَشْعُرُ بِبَهْجَةٍ فِي دَاخِلِي مَعَ قُدُومِ الرَّبِيعِ.

Baharın gelişiyle içimde bir ferahlık hissediyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler