ferih

كَانَ يُوَزِّعُ الِابْتِسَامَاتِ مِنْ حَوْلِهِ مُبْتَهِجًا بِنَجَاحِهِ.

Başarısından dolayı ferih bir şekilde etrafına gülücükler saçıyordu.

عَانَقَنِي بِتَعْبِيرٍ مَسْرُورٍ عِنْدَمَا سَمِعَ الْأَخْبَارَ.

Haberleri duyunca ferih bir ifadeyle bana sarıldı.

İlişkili Kelimeler