اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى إِلْغَاءِ الْعَقْدِ مِنْ طَرَفٍ وَاحِدٍ.
Şirket, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmek zorunda kaldı.
اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى إِلْغَاءِ الْعَقْدِ مِنْ طَرَفٍ وَاحِدٍ.
Şirket, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmek zorunda kaldı.
فَسَخَتِ الْمَحْكَمَةُ الْعَقْدَ بِسَبَبِ إِفْلَاسِ الشَّرِكَةِ.
Mahkeme, şirketin iflası nedeniyle sözleşmeyi feshetti.
قَرَّرَ مَجْلِسُ الْإِدَارَةِ إِنْهَاءَ الْمَشْرُوعِ بِسَبَبِ فَشَلِهِ.
Yönetim kurulu, projenin başarısızlığı üzerine projeyi feshetme kararı aldı.
حَلَّ، نَقَضَ