يَجِبُ أَلَّا نَفْقِدَ التَّرْكِيزَ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ، وَإِلَّا فَلَنْ نَنْجَحَ.
Bu projede fokusu kaybetmemeliyiz, yoksa başarılı olamayız.
يَجِبُ أَلَّا نَفْقِدَ التَّرْكِيزَ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ، وَإِلَّا فَلَنْ نَنْجَحَ.
Bu projede fokusu kaybetmemeliyiz, yoksa başarılı olamayız.
بُؤْرَةُ الصُّورَةِ مُنْحَرِفَةٌ قَلِيلًا، إِنَّهَا لَيْسَتْ وَاضِحَةً.
Fotoğrafın fokusu biraz kaymış, net değil.
كَانَ مِحْوَرُ الِاجْتِمَاعِ حَوْلَ اسْتِرَاتِيجِيَّاتِ التَّسْوِيقِ الْجَدِيدَةِ.
Toplantının fokusu, yeni pazarlama stratejileri üzerineydi.