فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ هُنَاكَ عَبِيدٌ يَعْمَلُونَ كَعَبِيدٍ فِي السُّفُنِ.
Eski zamanlarda gemilerde forsa olarak çalıştırılan köleler vardı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ هُنَاكَ عَبِيدٌ يَعْمَلُونَ كَعَبِيدٍ فِي السُّفُنِ.
Eski zamanlarda gemilerde forsa olarak çalıştırılan köleler vardı.
اضْطُرَّ السَّجِينُ الْمُجَدِّفُ إِلَى سَحْبِ مَجَادِيفِ السَّفِينَةِ.
Forsa, geminin küreklerini çekmek zorunda kaldı.