كَانَ الْأَطْفَالُ الْأَشْقِيَاءُ فِي الْحَيِّ يَرْتَكِبُونَ أَعْمَالَ شَغَبٍ بِاسْتِمْرَارٍ وَيُثِيرُونَ الْفَوْضَى.
Mahalledeki göbel çocuklar, sürekli yaramazlık yapıyor ve ortalığı karıştırıyordu.
كَانَ الْأَطْفَالُ الْأَشْقِيَاءُ فِي الْحَيِّ يَرْتَكِبُونَ أَعْمَالَ شَغَبٍ بِاسْتِمْرَارٍ وَيُثِيرُونَ الْفَوْضَى.
Mahalledeki göbel çocuklar, sürekli yaramazlık yapıyor ve ortalığı karıştırıyordu.
تَمَّ إِنْشَاءُ تَلَّةٍ تُرَابِيَّةٍ لِتَحْدِيدِ حُدُودِ الْحَقْلِ.
Tarlanın sınırlarını belirlemek için göbel yapılmıştı.