gösterilmek

حَظِيَتِ الْأَفْلَامُ الَّتِي تَمَّ اخْتِيَارُهَا لِلْعَرْضِ فِي مِهْرَجَانِ الْفِيلْمِ بِاهْتِمَامٍ كَبِيرٍ، وَأُعْجِبَ بِهَا الْكَثِيرُونَ.

Film festivalinde gösterilmek üzere seçilen filmler büyük ilgi gördü, çok beğenildi.

تَمَّ إِعْدَادُ تَفَاصِيلِ الْمَشْرُوعِ لِيَتِمَّ تَقْدِيمُهَا فِي الِاجْتِمَاعِ، وَكَانَ الْجَمِيعُ يَنْتَظِرُونَ بِفُضُولٍ.

Projenin detayları toplantıda gösterilmek üzere hazırlandı, herkes merakla bekliyordu.

أُرِيدَ إِظْهَارُ مِيزَاتِ الْمُنْتَجِ الْجَدِيدِ مِنْ خِلَالِ حَمْلَةٍ إِعْلَانِيَّةٍ، حَتَّى يَتِمَّ الْوُصُولُ إِلَى الْمَزِيدِ مِنَ الْأَشْخَاصِ.

Yeni ürünün özellikleri reklam kampanyasıyla gösterilmek istendi, böylece daha çok kişiye ulaşılacaktı.

İlişkili Kelimeler