gözetim

يَلْعَبُ الأَطْفَالُ فِي الحَدِيقَةِ تَحْتَ إِشْرَافِ المُعَلِّمِينَ.

Çocuklar parkta öğretmenlerin gözetimi altında oynuyorlar.

تُرَاقِبُ الشُّرْطَةُ المُشْتَبَهَ بِهِ بِاسْتِمْرَارٍ.

Polis, şüpheliyi sürekli gözetim altında tutuyor.

يَعِيشُ الرَّجُلُ العَجُوزُ تَحْتَ رِعَايَةِ المُمَرِّضَةِ.

Yaşlı adam, hemşirenin gözetimi altında yaşıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler