كَانَ مَشْهَدُ الْوَدَاعِ مُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّ دَمْعَةً انْهَمَرَتْ مِنْ عَيْنِ كُلِّ شَخْصٍ.
Ayrılık sahnesi o kadar dokunaklıydı ki, herkesin gözünden bir damla gözyaşı süzüldü.
كَانَ مَشْهَدُ الْوَدَاعِ مُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّ دَمْعَةً انْهَمَرَتْ مِنْ عَيْنِ كُلِّ شَخْصٍ.
Ayrılık sahnesi o kadar dokunaklıydı ki, herkesin gözünden bir damla gözyaşı süzüldü.
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ مُحَاوَلَتِهِ إِخْفَاءَ حُزْنِهِ، إِلَّا أَنَّ الدَّمْعَ فِي عَيْنَيْهِ كَشَفَ كُلَّ شَيْءٍ.
Üzüntüsünü gizlemeye çalışsa da, gözlerindeki yaşlar her şeyi ele veriyordu.
دَمْع العَيْن