gülümsemek

طَلَبَ الْمُصَوِّرُ مِنَ الْجَمِيعِ أَنْ يَبْتَسِمُوا لِلْكَامِيرَا.

Fotoğrafçı, herkesin kameraya gülümsemesini istedi.

بَسَمَ الطِّفْلُ الصَّغِيرُ عِنْدَمَا رَأَى أُمَّهُ قَادِمَةً نَحْوَهُ فِي الْحَدِيقَةِ

Küçük çocuk, annesini parkta kendisine doğru gelirken görünce gülümsedi.

تَبَسَّمَ الطِّفْلُ لِأُمِّهِ بِحُبٍّ.

Bebek, annesine sevgiyle gülümsedi.

İlişkili Kelimeler