gün eylemek

سَاعَدَنِي قَضَاءُ الْيَوْمِ عَلَى الشَّاطِئِ فِي التَّخَلُّصِ مِنْ تَعَبِ الْعَامِ بِأَكْمَلِهِ.

Sahilde gün eylemek, tüm yılın yorgunluğunu atmama yardımcı oldu.

كَانَ تَمْضِيَةُ النَّهَارِ فِي الْحَدِيقَةِ بِقِرَاءَةِ كِتَابٍ مُمْتِعاً لِلْغَايَةِ.

Parkta kitap okuyarak gün eylemek çok keyifliydi.

بَدَلاً مِنْ تَضْيِيعِ الْوَقْتِ فِي أَشْيَاءَ فَارِغَةٍ، يَجِبُ أَنْ نَفْعَلَ شَيْئاً مُفِيداً.

Boş işlerle gün eylemek yerine, faydalı bir şeyler yapmalıyız.

İlişkili Kelimeler