هَدَرَ الرَّعْدُ فِي السَّمَاءِ لَيْلًا.
Gece gökyüzünde gök gürledi.
هَدَرَ الرَّعْدُ فِي السَّمَاءِ لَيْلًا.
Gece gökyüzünde gök gürledi.
زَمْجَرَتِ السَّيَّارَةُ فَجْأَةً، وَكَأَنَّ وَحْشًا قَدِ اسْتَيْقَظَ.
Motorun sesi aniden gürledi, sanki bir canavar uyanmış gibiydi.
قَصْفٌ مَدْفَعِيٌّ مِنْ بَعِيدٍ، مُعْلِناً اقْتِرَابَ الْحَرْبِ.
Top sesleri uzaktan gürledi, savaşın yaklaştığını haber veriyordu.
زَآرَ