güzelleşmek

ارْتَدَتِ الْفَتَاةُ الشَّابَّةُ مَلَابِسَ جَمِيلَةً جِدًّا لِحَفْلِ الزِّفَافِ وَأَنْفَقَتْ سَاعَاتٍ لِتَتَجَمَّلَ.

Genç kız düğün için çok güzel giyindi ve güzelleşmek için saatler harcadı.

تَتَحَسَّنُ الْحَدَائِقُ وَالْمُتَنَزَّهَاتُ فِي الْمَدِينَةِ يَوْمًا بَعْدَ يَوْمٍ.

Şehirdeki parklar ve bahçeler her geçen gün daha da güzelleşiyor.

تَرْغَبُ النِّسَاءُ فِي التَّزَيُّنِ أَكْثَرَ فِي المُنَاسَبَاتِ الخَاصَّةِ.

Kadınlar özel günlerde daha çok güzelleşmek isterler.

Ayrıca: أَصْبَحَ جَمِيلًا

İlişkili Kelimeler