parlamak

Anlamlar

تَوَهَّجَ — يَتَوَهَّجُ · تَوَهُّج

تتوهج شعلة الشمعة ببطء في الغرفة المظلمة، وتنشر ضوءا دافئا في كل مكان.

Mum alevi karanlık odada yavaşça parlıyor, etrafa sıcak bir ışık yayıyor.

لَمَعَ — يَلْمَعُ · لَمْع

يلمع البحر في ضوء الشمس، ويتألق مثل آلاف الماسات.

Güneş ışığında deniz parlıyor, adeta binlerce elmas gibi ışıldıyor.

تَأَلَّقَ — يَتَأَلَّقُ · تَأَلُّق

الموهبة الشابة التي تريد أن تتألق بنجاحها تعمل ليلا ونهارا دون توقف.

Başarısıyla parlamak isteyen genç yetenek, gece gündüz demeden çalışıyor.

اِشْتَعَلَ — يَشْتَعِلُ · اِشْتِعَال

اشتعل فجأة بالغضب أثناء الجدال، وفقد السيطرة على نفسه.

Tartışma sırasında birden öfkeyle parladı, kontrolünü kaybetti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler